Akupunktur Nedir ?

Akupunktur Nedir ?

Mesajgönderen Birsel tarih Prş Eki 05, 2006 3:29 pm

Derin doku ve organlardaki ağrıyı ortadan kaldırma amacıyla deri üzerinden belirli noktalara çok ince altın, çelik veya gümüş iğneler sokulmasıdır.Yaklaşık 5000 yıldan beridir Çin’de uygulanan ve günümüzde Avrupa’da da yaygın olarak uygulamaya girmiş bir tedavi yöntemidir.

Başlangıçta sadece vücut akupunkturu olarak uygulanan bu tedavi yöntemi üzerinde yapılan araştırma ve çalışmalar, akupunktur tedavisinin pek çok alt grubunu oluşturmuş durumdadır. Vücut akupunkturun yanı sıra yaygın olarak kullanılan ve bilinen diğer bir şekli kulak akupunkturudur. (Akupunktur türleri: Vücut, Kulak, Baş, El, Ayak, Ağız ve Diz Akupunkturu vardır. Bunlar ayrı ayrı uygulanacağı gibi kombine edilerek de uygulanabilir.) Ancak yaklaşık 400 yıldır yazılı olarak bilinen ve Japonya’ da yaygın uygulanan baş akupunkturu vardır.


Dünya Sağlık Teşkilatının kabul edip desteklediği akupunktur, Latince akus-iğne- batırma kelimelerinden oluşmuştur. Bundan yaklaşık beşbin yıl önce Çin’de bulunarak başlanan tedavi yöntemi günümüz modern tıbbın içinde yer almaktadır.

Çinlilere göre akupunktur açısından vücutta 12 ana meridyen, 2 ekstra meridyen vardır. Qi/Çi adı verilen yaşam enerjisi bu meridyen üzerinden 24 saat sürekli akmaktadır. Bu akışın bir yerde tıkanması birtakım hastalıkların oluşmasına neden olur. Vücutta bu meridyenler Yang ve Yin iletkenleri arasında akar. Yang pozitifliği, erkeği, gündüzü ve aydınlığı simgelerken, Yin negatifliği; kadını, geceyi ve karanlığı temsil eder. Geleneksel Çin Tıbbına göre Yang ve Yin enerjilerinde azalma ve tıkanıklık olursa vücutta çeşitli hastalıklar meydana gelir. Geleneksel Çin Tıbbının amacı, kaybolan bu gücü akupunktur sayesinde dengeleyerek vücudu sağlığa kavuşturmaktır.

Vücut akupunkturun yanı sıra en yaygın kullanılan diğer akupunktur türleri ise, mikroorganizma üzerinde etki yapan kulak, baş, el akupunkturudur.

Kulak akupunkturun bugün modern tıbbın içinde bu denli yer alması ve yaygın olarak kullanılmasını Fransız Dr. Nogier’e borçluyuz. Dr. Nogier Kulak da tüm organların refleks zonları olduğunu ve vücudun kulak kepçesinde yayıldığını göstermiştir. Refleks noktaları sistemi sayesinde organlarda bulunan herhangi bir hasarı tespit etmek olanaklı olmuştur.

Kulak akupunkturu klinik bir tedavi ve tanı koyma metodudur. Diğer bir adıyla mikrosistem olarak da adlandırılmaktadır. Organizmanın gerek mekanik ve gerekse elektromagnetik dalgalar karşısında reaksiyonlarını takip eden ve ölçen, kaynağını bilimsel olarak 1982 yılından beri fotoperzepsiyon tekniği ile kanıtlamıştır.

Dr. Paul Nogier kulak kepçesinde vücut tipinin yansımasını ortaya çıkarmış ve geliştirmiştir. Dr. Nogier vücudun tüm refleks noktalarının kulak kepçesinde bulunduğunu ortaya koymuştur. Anne rahminde baş aşağıya duran embriyonun/cenin duruş pozisyonu bugüne kadar hala geçerliliği korumaktadır.

Bu mikrosistem Anglo-Amerikan literatüründen kaynağını alan bir tanımdır. Mikrosistem tüm vücudun daha küçük bir alanda projeksiyonunu göstermektedir. Projeksiyon alanı organın büyüklüğünden ziyade fonksiyonlarına göre yer tutmaktadır. Noktalar olduğu gibi; santimetrelere varan projeksiyonlar mevcuttur. Noktalar ve projeksiyonlar organların bulunduğu simetriye göre kulakta yer almaktadır. İngiltere’de Cambridge Üniversitesinde Prof. Dr. Med. Felxman, kadın hastalıklarında ve hormonal bozukluğunda, genel olarak %90 varan neticeler aldığını istatistiki olarak ortaya koymuştur.
Kısaca akupunktur noktaları cildin altında bulunan sinir hücrelerinin ve uzantılarının fazla miktarda bulunduğu hassas noktalardır. Buralar iğne, lazer, ilaç gibi uyarılarla uyarıldığında, etki hem o bölgede hem de merkezi sinir sisteminde ilgili iç salgı bezlerini uyararak endorfin salgılanmasını sağlar. Endorfin vücudun ürettiği doğal morfin olduğundan ağrıyı süratle azaltır. Endorfin normal morfinden 1000 kat daha güçlü bir ağrı kesici olup alışkanlık yapmaz. Akupunktur uygulanması ile birlikte lökosit, gamaglobülin salınımı üzerinden vücut direncinin artmasına neden olur. Genel vücut dengesinin kurulması ile, metabolizmanın düzenli çalışmasını ve böylece homeostatik etki sağlar. Akupunktur RAS ve bazal ganglionlar üzerinden de sedasyon yani sakinleştirici etki sağlar.

Akupunkturun etkileri kısaca şöyle sıralayabiliriz:

• Analjezik yani ağrı kesici etkisi
• Ağrı eşiği yükseltilir
• Doku ve organların daha sağlıklı beslenmesi ve kanlanması sağlanır
Yukarda bahsi edilen endorfinler salgılanarak elde edilir.

• Sedasyon (sakinleştirici ) etkisi
Beyinde seratonin, endorfin gibi hormon ve maddeler ortaya çıkarması ve bu maddelerin salgılanması ile elde edilir.

• Homeostetik etki
Sempatik ve parasempatik sistemi dengeleyerek, böbreklerin daha iyi çalışmasını, kalp ve solunum fonksiyonlarda düzenlemek, ter salgısını ve batın organların daha sağlıklı çalışması ile sağlanır.
• Vücuttunuz da bulunan pek çok mineral ve iyon dengesini ayarlar
• Bağışıklık sistemi güçlendirir
• Motor fonksiyonlarında iyileşme
• Kişinin çalışma gücü artar

Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) tarafından tespit edilen klinik çalışmalar sonucu akupunkturun yapıldığı endikasyonlar başlıca şunlardır:

1. Baş ağrıları: Migren, gerilim tipi baş ağrısı vd.
2. Boyun, bel, sırt ağrıları ve fıtığı
3. Siyatalji
4. Romatizma özellikli ağrılar (Artroz) eklem, Omuz, diz, dirsek ve bilek ağrıları
5. İnterkostal nevralji ve yüz felci
6. Trigeminal Nevralji (yüz felci)
7. Poliomyelit (çocuk felci) ilk dönemlerde
8. Şişmanlık
9. İştahsızlık
10. Sigara ve Alkol bırakma
11. Farenjit, grip ve öksürük
12. Kronik yorgunluk sendromu
13. Kabızlık, hazımsızlık ve mide şikayetlerinde
14. Kronik bronşit
15. Adet ağrıları, düzensizliği ve ağrılarında
16. Enfeksiyonların tedavisinde bağışıklık sistemini aktife etmek için
17. Enürezis (Çocuklarda ve erişkinlerde gece altına idrar kaçırma )
18. Bağışıklık sisteminin zayıflığında. İnsanın bağışıklık sistemini daha güçlü kılmak
19. Bulantı ve kusma (Hamilelik döneminden ortaya çıkan bu şikayetlerinde akupunktur yöntemi ile kontrol altına almak kolay ve mümkündür)
20. Gece krampları, kasılmalar ve bacak ağrıları
21. Depresyon, üzüntü ve stres
22. Histeri
23. Alerjik rinit, sinüzit, bronşit ve astım
24. Sivilceler, sedef hastalığı, saç dökülmesi
25. Ekzema ve Ürtiker (Kaşıntılı alerjik deri hastalıkları)
26. Herpes Zoster (Zona hastalığı)
27. Sinüzit
28. Yüksek ve düşük tansiyon tedavisi
29. Miyop
30. Diş ağrılarında
31. İshal
32. Bağırsak sistemindeki sorunlarda
33.Diş eti kanamalarında ve iltihaplarında
34.Empotans /İktidarsızlık



NÖRAL TERAPİ
Neuraltherapi 1920 ‘li yıllarda Huneke soyadında iki Alman doktorunun, daha önceleri uygulanan ancak unutulmaya yüz tutmuş olan, lokal anesteziyle bölgesel uygulanan bir yöntemdir. Nöral terapi lokal etkisinin yanı sıra bugün kibernetik etkileşim ile birlikte tüm sinirsel, hormonal, hücreler , psişik bir düzenleme sistemi ile etki yaptığı kanıtlanmış durumdadır. F. ve W. Huneke 1920 Nöral terapinin etkisini daha çok vejatatif sinir sistemi üzerinde açıklamışlardır. Avrupa’da tüm ağrı tedavi merkezlerine nöral terapi en sık uygulanan bir tedavi şeklidir. Bu tedavi yöntemi sayesinde hastalar ağrılarıyla yaşamak zorunda kalmıyorlar.

• · Ağrı tedavisi
• · Migren
• · Boyun, sırt ve bel ağrıları
• · Baş ağrısı
• · Nevralji, yüz felci ve diğer felçlerde
• · Sinüzit
• · Organik fonksiyon bozukluklarında
• · Çeşitli sinir sıkışmalarına bağlı ortaya çıkan ağrılar ve kas güçsüzlüklerinde
• · Eklem ve ekstremite şişlikleri tedavisi
• · Sportif yaralanmaların tedavisinde

TENS
• · Baş ağrısı, Migren, Nevralji yüz felci ve diğer felçlerde
• · Boyun, sırt, bel, ayak ve el ağrılarında
• · Adale güçsüzlüğünde
• · Omuz boyun sendromun da
• · Tenis dirseğinde
• · Fantom ağrıları

SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENME
• · Dengeli beslenme ve diyet düzenlenmesi
• · Şeker hastalarının diyetlerinin düzenlenmesi
• · Kabızlık
• · İştahsızlık
• · Şişmanlık
• · Gut
• · Hipertansiyon
Birsel
Site Admin
 
Mesajlar: 1412
Kayıt: Sal Haz 20, 2006 6:34 pm
Konum: Seligenstadt

Dön Alternatif Tıp

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir