Nedeni bulunamayan kisirliga Lenfosit asisi

Nadir izlenen, Genetik Hastaliklar, ve FMF hastalarinda izlenilebilen hastaliklar

Nedeni bulunamayan kisirliga Lenfosit asisi

Mesajgönderen Birsel tarih Prş Eyl 28, 2006 11:16 pm

Nedeni bulunamayan kısırlığa lenfosit aşısı
---------------------------------------------
Daha önce klasik tüp bebek yöntemleriyle arzu ettiği gebeliğe kavuşamayan pek çok çift, başarıyı artıran yeni uygulamalar sayesinde bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşıyor. Öyle ki, sebebi bulunamayan kısırlıkta bile, lenfosit aşısı tedavisi ile pek çok aile bebek sahibi oldu

Kısır çiftlerin bebek sahibi olabilmelerine yönelik bilimsel çalışmaların her geçen gün ilerleme kaydettiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, önceleri "imkânsız" denen birçok vakanın, günümüz tıp teknikleri sayesinde, artık bebeklerine kavuşabildiklerini belirtiyor. Kısırlık tedavisindeki yüz güldüren gelişmelerin ülkemizde başarıyla uygulandığına dikkat çeken Doç. Dr. Fıçıcıoğlu, bu başarının ve bizdeki uygulamaların yurtdışına göre ucuz olmasının, Avrupa ülkelerinden Türkiye'ye hasta gelmesine yol açtığını da sözlerine ekliyor. Peki, kısırlık tedavisinde başarıyı artıran yöntemler neler? Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, bu yöntemleri şöyle sıraladı...

DÜŞÜKLERİ DE ÖNLÜYOR
Kısırlık sebebini açıklayan bir problemin bulunmadığı çiftler "nedeni açıklanamayan kısırlık" grubuna giriyor. Tüm araştırmalar yapıldıktan sonra bir problem bulunamayan bu çiftlerin oranı yüzde 5-15 arasında değişiyor. Bu çiftlerin bir kısmı hiç tedavi görmeden gebe kalabilirken, gebe kalamayanlar için en başarılı tedavi yöntemini yardımcı üreme teknikleri oluşturuyor. Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, son yıllarda yapılan çalışmaların, bu çiftlerin birçoğunda kısırlık (infertilite) sebebinin bağışıklık sistemindeki bozukluklar olduğuna işaret ettiğini belirtiyor. Bağışıklık sistemindeki bozukluklar, implantasyon başarısızlığına yani embriyonun rahme tutunamamasına ve gebeliğin erken dönemde düşükle sonlanmasına yol açıyor. Doç. Dr. Fıçıcıoğlu, bu vakaların "paternal lenfosit immünizasyon" yani lenfosit aşısı ile tedavi edilerek, çocuk sahibi olabildiğini vurguluyor. Lenfosit aşısı, sebebi açıklanamayan kısırlığın ve tekrarlayan düşüklerin tedavisinde kullanılıyor.

LAZER İLERİ YAŞTAKİLER İÇİN ŞANS
Gebeliğin oluşmasında en önemli basamağı; elde edilen embriyonun (bebeğin) anne rahmine tutunması oluşturuyor. Normalde, anne rahmine tutunmadan önce embriyonun çevresindeki zona denilen dış tabaka incelerek kayboluyor. Böylelikle embriyo hücreleri zona dışına doğru tomurcuklanıp, anne rahmine tutunabiliyor. Günümüz lazer tekniği ile, bu işlemin kolaylaştırılabilmesi ve risklerin ortadan kaldırılabilmesi için geliştirilmiş laboratuvar olanaklarında, zona tabakasında bir pencere açılabiliyor. Kadın eşin yaşı ilerledikçe yumurtanın etrafındaki zona adı verilen tabaka kalınlaşarak embriyonun rahme tutunmasını, dolayısıyla gebelik şansını azaltıyor. Dr. Fıçıcıoğlu, zona adı verilen tabakada pencere açılmasında kullanılan lazer yöntemi ile 38 yaş üzerindeki birçok vakada gebelik elde edildiğini açıklıyor. Lazer kullanılarak yapılan yardımla tomurcuklanma uygulamaları, kadın eşin yaşına bakılmaksızın, yumurtanın etrafındaki zona tabakasının normalden kalın olduğu vakalarda ve birden fazla tüp bebek veya mikroenjeksiyon uygulamasına rağmen gebeliğin elde edilemediği vakalarda yapılıyor.

GEBELİK İHTİMALİ ARTIRILIYOR
Klasik tüp bebek uygulamalarında, laboratuvar ortamında döllenen yumurta, ikinci günde anne rahmine transfer ediliyor. Doğal yollardan elde edilen gebeliklerde ise, embriyo rahme beşinci günde ulaşıyor. Bu evredeki embriyonun rahme tutunabilme şansının çok daha yüksek olduğunu anlatan Dr. Fıçıcıoğlu, günümüzde geliştirilen özel besi yerlerinde, embriyoları daha da geliştirip, ilk transferin ardından altıncı günde bir transfer daha yapabildiklerini anlatıyor. Yöntem, gebelik şansını artırıyor.





Menisinde hiç spermi olmayanlar baba oldu
---------------------------------------------------
Günümüz tıbbı, menisinde hiç spermi olmayan erkeklere de testis biyopsisi ile baba olabilme şansı veriyor. Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, bu noktada, mikroenjeksiyon uygulamaları için testislerden birkaç adet sperm elde edilmesinin bile yeterli olduğunu belirtiyor. Testisin değişik bölgelerinden biyopsi ile alınan parçalardan spermler ayrıştırılıyor ve mikroenjeksiyon işlemi sonrasında, bu vakalar çocuk sahibi olabiliyor. Dr. Fıçıcıoğlu, eskiden menisinde hiç spermi olmayan erkeklere baba olamayacaklarının söylendiğini hatırlatarak, günümüz tıbbının geldiği aşamayı vurguluyor.



Sabredenler 'tüp aile' oluyor
---------------------------------
'Yaş ilerledikçe çocuk sahibi olunmaz' diye bir şey yok! Onlar hiç vazgeçmedi. Herkes 'imkansız' derken, 53 yaşındaki Mustafa Güner'in ikiz kızları oldu. Son tüp bebek denemesinde başarılı olan Güner çifti, şimdi kızlarıyla çok çok mutlu

Melahat-Mustafa Güner çiftinin 13 yıl sonra çocuk sahibi olmasını sağlayan Ferti-Jin Tüp Bebek Merkezi'nin Klinik Direktörü Opr. Dr. Seval Taşdemir, tüp bebek tedavisiyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı:

* İdeal gebelik yaşı nedir? İleri yaşta anne-baba olmanın çocuğa yararı ya da zararı var mı?
İdeal gebelik yaşı, 27-34 arasındadır. İleri yaşlarda çocuk sahibi olmak; ilerleyen yaş ile birlikte yumurtanın ve spermin genetik açıdan bozuk olma ihtimalini arttırır. Bu durum ilerleyen yaşta sağlıklı bebek ihtimalini olumsuz yönde etkiler. Günümüzde ilerleyen tıp ve teknoloji sayesinde genetik (kromozomal) problemi olan çiftlerde, embriyo oluşumuyla birlikte embriyodan alınacak bir hücre üzerinde genetik araştırmalar yapılabilir ve sağlıklı embriyolar ile gebelik sağlanabilir. İleri yaş evliliklerinde çiftlere tavsiyemiz; 'mutlaka deneyimli, konusuna hakim kadın doğumcuların kontrolünde bulunarak gebe kalmaları'dır.

* Yaş ilerledikçe gebelik oluşumunu zorlaştıran etmenler nelerdir?
Yumurtaların yaşlanması birinci etkendir. Kız çocukları doğduğunda, yumurtalıklarında yaklaşık n00 bin adet yumurta vardır. Doğumdan sonra yumurta üretimi olmaz ve kadının yaşı ilerledikçe yumurtalar da yaşlanır. Ayrıca ergenlikten itibaren yumurtaların sayısında azalma olur. İleri yaşta döllenme oranında da azalma yaşanır. Yumurtanın sperm ile döllenebilme ve döllendikten sonra iyi kalitede bir embriyo oluşturma şansı azalır. İlerleyen yaşla birlikte; rahmin iç tabakasının döllenen yumurtayı tutma yeteneği azalır. Rahim içinde yer kaplayan kistler daha sık görülür.

* İleri yaşta anne-baba olmanın kişiler üzerindeki psikolojik etkileri nelerdir? Bu durum hayatları üzerinde nasıl etki yaratıyor?
İleri yaşta annelik, pek çok sağlık sorununu beraberinde getirse de; daha olgun olan kadının 20'li yaşlardaki gebelere göre çok daha gerçekçi, bebeğine daha fazla bağlı olma durumu söz konusudur. Yaş ilerledikçe kişilerin hayata bakış açıları da değiştiğinden; ileri yaştaki anne-baba adayları daha olgun ve bilinçli olur; çocuk ve aile yaşantısı daha sağlıklıdır. Ancak 50 yaş üzerinde çocuk sahibi olunması durumunda olumsuz etkiler sıklıkla görülür. Kişilerin ilerleyen yaşla beraber hayata bakışları değişir, birden gelen artı bir sorumluluğu üstlenmekte ve yaşam tarzlarını değiştirmekte zorlanabilirler. Bu durumda çiftlerde fiziksel ya da ruhsal travmalar görülebilir. Bunun yanında aşırı hassasiyet ve aşırı evham gibi istenmeyen, günlük yaşantıyı etkileyebilecek davranışlar da ortaya çıkabilir.

* Normal yoldan kaç yaşına kadar anne olunabilir? Bir kadın nelere dikkat ederse, yaşı ilerlediğinde de hiçbir tedaviye gerek kalmadan annelik duygusunu yaşayabilir?
Aslında tıbben tüm tetkitleri normal olan çiftlerin spontan gebelik şansları her zaman yüksektir. Yaş gebelik için kesinlikle bir engel değildir fakat ilerledikçe düzenli cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen gebelik elde edilene dek geçen süre uzar. 25 yaşındaki bir kadın genellikle 2-3 ay içinde gebe kalabilirken, 35 yaşın üzerindeki normal kadınlarda bu süre 6 aydan daha uzun sürebilir. Düşük yapma riski ise 30 yaşına kadar yüzde 10, otuzlu yaşlarda yüzde 13, kırklı yaşlarda yüzde 3n'e yükselir ve elde edilen gebeliğin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi zorlaşır. Üreme sağlığı açısından kadınların biyolojik yaşı kronolojik yaşından daha önemli. Bazen n5 yaşındaki bir kadın düzenli olarak yumurta üretirken, çok daha genç olan bir kadın da menopoz dönemine girmiştir. 35 yaşın üzerindeki evli bir çift, düzenli ilişki kurmalarına rağmen gebe kalamadıkları taktirde hekime başvurmak için altı aydan fazla beklememelidir. Sadece ilerleyen yaş için değil gebe kalmak isteyenlerin yaşamlarında birçok şeye dikkat etmeleri gerek. Sigara, alkol ve kafeinden uzak durulmalı, düzenli spor yapılmalı sağlıklı ve dengeli beslenmeli, mikrobik hastalıklardan uzak durulmalı, ilaç kullanılması gereken durumlar mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.

* İleri yaştaki anne adaylarının çocuk sahibi olabilmesi için uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir?
İleri yaşta çocuk isteğiyle kliniğimize müracaat eden hastalarda bayan ve erkek eşe bazı tetstleri yaptırdıktan sonra, her şey normal ise arka arkaya 2-3 defa aşılama yapılır. Eğer sonuç alınamazsa tüp bebek yöntemleri uygulanır. Tüp bebekte mikroenjeksiyon bu tip hastalar için en ideal yöntemdir. Tüp bebek yönteminde, ilerleyen yaştaki hastalarda lazer yardımıyla 'tomurcuklanma', 'blastosist transferi' ve 'embriyo glue' da gebeliğin oluşmasını desteklemek için rutinde kullandığımız yardımcı yöntemlerdir. Kadın eşin yaşı ilerledikçe yumurtanın etrafında 'zona' adı verilen tabaka kalınlaşarak embriyonun rahme tutunmasını dolayısı ile gebelik şansını azaltır. Lazer kullanılarak yapılan yardımla tomurcuklanma uygulamaları embriyoya zarar vermez, bu yöntem ile 38 yaş üzerindeki birçok vakada gebelik elde edilir.

* Erken yaşta bebek sahibi olması önerilen durumlar nelerdir?
Tübal cerrahi geçirmiş, endometriozis hastalığı veya kistleri olan kadınlara ve diabet, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi sağlık problemleri yaşayan kadınlara mümkün olduğu kadar erken yaşta bebek sahibi olmaları önerilir.



13 yıl sonra gelen ikiz mutluluk

Doktorların "Bebek sahibi olamazsınız" demesine rağmen, 16 yıllık evliliklerinin 13 yılını tedaviyle geçiren Melahat-Mustafa Güner çifti, 15 günlük tüp bebek tedavisinin ardından anne-babalığı tattı. Çocuk sahibi olmak isteyen Güner çiftinin, 13 yıl boyunca gitmedikleri doktor, görmedikleri tedavi yöntemi kalmadı. İkisi de iki defa ameliyat masasına yatmayı bile kabul etti. Tek istekleri özlemini duydukları bir bebek sahibi olabilmekti. Ancak uygulanan hiçbir tedavi işe yaramadı. Yaşları ilerlediği için bundan sonra anne-baba olamayacaklarını düşünüp, yıllardır verdikleri mücadeleden vazgeçtiler.

MUCİZE GERÇEK OLDU
Bir yıl boyunca doktora gitmeyen çift, akrabalarının önerdiği Ferti-Jin Tüp Bebek Merkezi'ne gitmeye zorlukla ikna edildi. İkisi de kararlıydı, artık bu son denemeydi. Güner çifti, tedavi sonucunda anne-baba olacağını öğrendiğinde ise kulaklarına inanamadı. Çocuk sahibi olmak, mucizeden farksızdı onlar için. Torun sahibi olabilecek yaşta ilk defa anne-babalığı yaşayan çiftin şimdi 4.5 yaşında dünyalar güzeli ikiz kızları var. İlaç firmasında çalışan 53 yaşındaki Mustafa Güner, kızları Damla ve Çağla'yı gezdirdiğinde 'dede' muamelesi görse de; "Onları parka götürdüğümde, herkes dedeleri olduğumu sanıyor. Ama bu durumu hiç önemsemiyorum. Bu yaşta da iyi baba olunabilir. Kızlarım son kez denemeye karar verdiğimiz bir tedavi sürecinde tesadüf eseri dünyaya geldiler" diyor. 42 yaşındaki anne Melahat Güner ise, anne-babalığın her yaşta güzel olduğunu söylüyor ve "Sadece diğer ailelere göre daha fazla bedensel yorgunluk yaşıyoruz o kadar! Ama biz de olgun ve anlayışlı anne-babalarız" diyor.

'ŞANS YOK DEDİLER'
Baba Güner, zor bir tedavi süreci geçirdiklerini belirterek, şunları anlatıyor: "Hem çok para harcadık, hem de manen çok yıprandık. Doktorlar şansımızın olmadığını, dünyanın neresine gidersek gidelim bu gerçeğin değişmeyeceğini söylüyorlardı. Eşim tedavi sırasında bedenen de çok acı çekti. Tam vazgeçmiştik ki, bir akrabamız son kez denememiz konusunda bizi ikna etti. Kararlıydık ve bu son olacaktı. 'Daha sonra pişman olmayalım' dedik. Damla ve Çağla, tesadüfler sonucu dünyaya geldi. İyi ki de yeniden denemeye karar verdik. Yoksa bu sevgiden mahrum kalacaktık."
Birsel
Site Admin
 
Mesajlar: 1412
Kayıt: Sal Haz 20, 2006 6:34 pm
Konum: Seligenstadt

Dön Genel saglik / Hastaliklar ve tedavileri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir